ADOT is a non-profit organization with a vision to promote the Turkish heritage, history, culture, art, business, job and political alliance and help the Turkish-American community adapt to life in the United States, and to defend the civil rights of Turks against defamation during their life in America.
Bu organizasyon; 25'e yakın Türk akademisyen, mühendis, doktor ve işadamlarının biraraya gelmesiyle kurulmustur. Bu organizasyonun amacı Amerikada yaşayan tüm Türklerin ve Türk dostlarının arasında iletişim ağını kurarak Amerikadaki ve dünyadaki tüm Türk ve Türk dostu dernekler ve organizasyonlar arasında ki dayanışmayı ve işbirliğini sağlamaktır. "Dünya üzerindeki tüm Türkleri Türk düşmanlığına karşı mücadele etmek ve tek bir güç olmak için bu organizasyon çatısı altında toplanmaya veya işbirliğine ve en önemlisi gelecek nesillerimizin güvenliği için göreve cağırıyoruz. Türk düşmanlığıyla mücadele etmek her Türk'ün görevidir"| Çin in iki yüzlü politikası |
|
Çin’in İki Yüzlü Politikası Türkiye-Çin ilişkilerinde Doğu Türkistan meselesi her zaman Çinli yetkililer tarafından bir baskı unsuru olarak gündeme getirilmiştir. Sincan Uygur Özerk Bölgesi yani Doğu Türkistan’da sürdürülen insanlık dışı uygulamalarla ilgili Çin yönetimi, adeta tüm dünyayı tehdit ederek, sorunun bırakın gündeme gelmesini, Uygur Türkü adının geçmesini, Doğu Türkistan’ın tarihi sembolü “Gök Bayrak”ın herhangi bir yere asılmasını hazmedememekte, diplomatik unsurlar da dahil olmak üzere bütün imkanları seferber ederek sindirme politikasını ülkesi dışında da sürdürmektedir. Ne yazık ki “nadir” bazı devletler dışında bütün gelişmiş/gelişmekte olan ülkeler, Çin’in saldırı niteliğindeki tehditlerine boyun eğerek Uygur Türklerine ait ne varsa yasaklamışlar, yapılanlar karşısında da sessiz kalmışlardır. İnsanca yaşamayı talep eden Doğu Türkistanlı Uygur Türklerini, 11 Eylül saldırısı sonrası yükselen tehdit olarak dikkat çeken “Radikal İslami Terör” kalıbına sokmaya çalışan Çin yönetimi, böylece Uygur Türklerini haklı mücadelelerinde yalnız bırakmayı planlamıştır. Çin bunu yaparken, gün geçtikçe artan ekonomik etkinliğini bir silah olarak kullanarak Doğu Türkistan-Uygur Türkleri konusunda uyguladığı sindirme politikaları konusunda ülkelerden anlayış beklemiştir. Ankara’daki bir üniversitenin düzenlediği “Bahar Şenliği” etkinliği sırasında Türk boylarının tanıtıldığı stand üzerinde Uygur Türklerinin sembolü “Gök Bayrak”ın yeralmasına müdahale edecek kadar hassas davranan Çin acaba Türkiye’nin hassasiyetleri karşısında nasıl pozisyon almaktadır? Çin Komünist Partisi yayın organı olan Kızıl Bayrak dergisinin Kasım 2007 ayına ait sayısında; “Kurşun adres sormaz” mantığıyla çocuk, yaşlı, kadın demeden yoksul bölge halkını katleden PKK terör örgütü için bakın neler deniyor. Dergide; “Kuzey Irak taki Kürt gerillalarını yok etmek için Türkiye-ABD arasında görüşmeler yapıldığı, Kürt gerillalarını yok etmenin kolay olamayacağı, Türk Silahlı Kuvvetleri nin Kuzey Irak a girmesinin Irak a savaş açmış sayılacağı, Kürt halkının kendini savunma hakkı olduğu, Birleşmiş Milletler’in Türkiye nin Kuzey Irak a girmesini engellemesi gerektiği” açık ve net olarak ifade ediliyor. Yazının devamında ise; “ÇHC ile Kuzey Irak ta ki Kürt Bölgesel yönetimi arasında askeri ve ticari ilişkilerde hergeçen gün artış kaydedildiği, ÇHC nin 2007 yılı içerisinde bölgeye 230 milyon ABD doları tutarında silah satışı yaptığı” kaydediliyor. Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus, sözkonusu beyanların Çin Komünist Partisinin resmi yayın organı “Kızıl Bayrak” dergisinde yeralmasıdır. Yani ortaya çıkan durumu Çin yönetimi hiçbir şekilde kontrolleri dışında bir Sivil Toplum Kuruluşunun değerlendirmesi olarak gösteremez. “Kızıl Bayrak” isimli dergi ülkeyi yöneten ÇKP’nin resmi yayın organıdır ve beyanlar Çin yönetimini doğrudan bağlamaktadır. Çin hükümeti bu resmi yayın organındaki bu açıklamayla “inkar” edilemez bir sorumluluğu yüklenmiştir. Ülkesinde yaşayan bir grubu/halkı etnik ayrılıkçılıkla suçlayan ve ülkeler arası ilişkilerde bu hususu sürekli baskı unsuru olarak kullanmaya çalışan Çin, terörist örgüt olduğu tescillenmiş bir yapılanma için resmi yayın organında “Gerilla” ifadesini kullanmaktadır. Olayın bir başka vahim yönü ise; –ki bu husus bir suçun itirafı niteliğindedir – Çin yönetimince PKK örgütünün silahlı eğitim kamplarının bulunduğu K.Irak’taki bölgesel yönetime 230 milyon dolarlık silah satışı yapılmasıdır. Silah satışına ilişkin husus birçoğumuz tarafından ilk başlarda yadırganmamış olabilir. Zira yıllardır Türkiye’de silahlı faaliyet yürüten örgüt mensuplarının kullandığı/taşıdığı silahlar hep Çin malıydı. Cinayetler, katliamlar bu Çin malı silahlarla yapıldı. Türkiye’deki bir öğrenci şenliğinde yeralan standın üzerindeki sembol niteliğindeki bayrak konusunda hassasiyet gösteren Çin, teröristlerin elinde ölümlere/katliamlara yol açan silahlar için bırakın hassasiyet göstermeyi, resmi yayın organında açıkça sattığını beyan ediyor. Bunun adı düpedüz “ikiyüzlülük”tür. Bu olay Çin’in ne ölçüde ciddi devlet olduğunu ve Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri konusundaki açıklamalarının ne derece inandırıcı olduğunu da ortaya koymaktadır. Kaynak Erdoğan Ilgaz |

