ADOT is a non-profit organization with a vision to promote the Turkish heritage, history, culture, art, business, job and political alliance and help the Turkish-American community adapt to life in the United States, and to defend the civil rights of Turks against defamation during their life in America.
Bu organizasyon; 25'e yakın Türk akademisyen, mühendis, doktor ve işadamlarının biraraya gelmesiyle kurulmustur. Bu organizasyonun amacı Amerikada yaşayan tüm Türklerin ve Türk dostlarının arasında iletişim ağını kurarak Amerikadaki ve dünyadaki tüm Türk ve Türk dostu dernekler ve organizasyonlar arasında ki dayanışmayı ve işbirliğini sağlamaktır. "Dünya üzerindeki tüm Türkleri Türk düşmanlığına karşı mücadele etmek ve tek bir güç olmak için bu organizasyon çatısı altında toplanmaya veya işbirliğine ve en önemlisi gelecek nesillerimizin güvenliği için göreve cağırıyoruz. Türk düşmanlığıyla mücadele etmek her Türk'ün görevidir"| Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları |
|
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları Avrupa siyaseti 19.y.y la birlikte değişmeye başlamıştır. Değişen yeni siyasetin ağırlık merkezi kıta Avrupa'sının dışına taşmıştır. Ermeni meselesinin gündeme gelmesi ve Avrupa kamuoyunun bu konuya ilgi duyması bu siyasetin bağlamında gelişen bir olay olarak değerlendirilmelidir. Çünkü Avrupa Devletleri bu siyasetin bir gereği olarak kendi topraklarının dışında da güç noktaları oluşturmak zorunluluğu hissediyorlardı. Bunun için dünyanın değişik bölgelerinde kendilerine bağlı veya kendi çıkarlarına uygun siyasi yapıların oluşması için bir mücadele sürecine girmişlerdir.
Bu mücadele özellikle Osmanlı Devleti ile Avrupa Devletleriyle ilişkilerinde gergin bir dönemin başlamasına neden olmuştur. Bu mücadelenin içerisinde Osmanlı Devletinin bünyesindeki farklı etnik unsurların önemli etkisi olmuştur. Özellikle Ermeni Sorunu diye bilinen olay Avrupa Devletleri ile Osmanlı Devletinin ilişkilerinde uzun süre problemlerin yaşanmasına neden olmuştur. Konumuz itibarı ile Osmanlı Devletinin Ermeni politikalarından ziyade Avrupa Devletlerinin Ermeni politikalarını ve bunların nedenlerini inceleyeceğiz. Fakat Ermeni Sorununun Avrupa'ya yansımasını ve Avrupa'da otorite olarak kabul edilen, İngiltere, Fransa ve Rusya'nın Ermeni sorununa yaklaşımlarını ve Ermeni politikalarını anlayabilmek için; öncelikle Ermeni Tarihini, Ermeni sorununu hazırlayan faktörleri, sorunun ortaya çıkışını ve Osmanlı Devletinin Ermenilere yaklaşımını Ermenilere yönelik politikaları gibi konuları araştırma konumuza temel oluşturmak için genel olarak açıklanmalıdır. Çalışmanın bir temele oturtulması ve altyapısının oluşturulması için bu konulara ana hatları ile temas etmenin gerekliliği göz önüne alınmalıdır. Ermeni sorurunu ve bu soruna Avrupa Devletlerinin yaklaşımlarını inceleyeceğimiz konumuzda, Ermenilerin bölgedeki nüfusu ve Tehcir Kanunu gibi çok daha kapsamlı bir araştırma konusu olabilecek konulara değinmeden Avrupa Devletlerinin Ermenilerle olan ilişkileri ve Ermeni politikaları ve Ermenileri kullanmalarını inceleyerek buna yönelik bir araştırma yapmaya çalışacağız. I.BÖLÜM ERMENİLER VE ERMENİ SORUNUN ORTAYA ÇIKIŞI I.1.Ermeniler Ermenilerin etnik menşei konusunda değişik teoriler ortaya atılmakla birlikte özellikle Ermeni tarihçiler tarafından savunulan teoriye göre Ermeniler Frigler'e mensup olup Balkan kökenlidirler. Fakat bu teori kabul görmekle birlikte kesin olarak kanıtlanmamış ve bundan başka görüşler de ortaya atılmıştır. Bu görüşten farklı olarak ortaya atılan görüşlerin başlıcaları ve görüşlerin sahipleri aşağıdaki gibidir Ermeni dilinin kökeni kesin olarak bilinmemektedir. Fakat bu dilin Asurîlerin, Partların, İranlıların ve Yunanlıların etkisi altında geliştiğine dair görüşler vardır. Bölgenin birçok farklı devletin siyasi otoritesinin altında ve birçok farklı kültürün etkisinde buluğunduğu göz önüne alınırsa bu görüşler büyük ölçüde bilimselliğe yakındır. Ermeni Dili 6.y.y.dan itibaren edebi bir dil olmaya başlamış, 18y.y.da Avrupa klasiklerinin de Ermenice ye çevrilmesi ile ivme kazanmış ve gelişmiştir. Dini inanış olarak Ermeniler bölge halkları ile benzerlikler göstermektedirler. Önceleri İranlıların da etkisi ile doğa varlıkları ve doğa olaylarına inanmışlardır. Daha sonra Hıristiyanlığın bölgede yayılmaya başlaması ile birlikte Ermeniler de bu dini benimse- meye başlamışlardır. 'Hıristiyanlık kesin olarak 4y.y.da Ermenistan da yayılmıştır, ayrıca devlet dini olarak Hıristiyanlığı ilk kabul eden millet de Ermenilerdir.' Ermeniler Hıristiyanlığı ilk kabul ettikleri dönemlerde Gregoiren mezhebini benimsemişlerdir. Fakat daha sonraları Avrupalı misyonerlerin faaliyetleri sonucu mezhepsel ayrılıklar ortaya çıkmıştır. Bu ayrılıkların ortaya nedenleri dinsel olmaktan çok siyasal ve ekonomiktir. Bu nedenle bu konu ikinci bölümde daha geniş bir şekilde yer alacaktır. Ermeniler Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarından itibaren Osmanlı topraklarının büyük bir kısmına dağılmış şekilde yaşıyorlardı. Ancak Ermenilerin yaşadıkları hiçbir bölgede çoğunluğu teşkil etmedikleri gerek bu konuda çalışma yapan bilim adamlarının yayınladığı eserlerde gerekse bölgeyle ilgili haber yapan yabancı gazetecilerin ve yabacı devlet görevlilerinin raporlarında özellikle belirtilmektedir. 18y.y. sonlarına kadar Ermenilerin mevcut siyasi otoriteyle ters düşmeleri veya çatışmaları söz konusu olmamıştır. Daha ziyade kendi arlarında mezhepsel nedenlerden dolayı çatışmışlar ve ayrılıklar göstermişlerdir.Fakat 18.y.y sonları ve 19.y.y dan itibaren değişik sebeplerle Ermeniler arasında devlete karşı kıpırdanmalar başlamıştır. Bu tarihlerde sonraki bir asır boyunca Avrupa - Osmanlı ilişkilerine damgasını vuracak ve belirleyici bir faktör olacak olan Ermeni Sorunun temelleri atılmıştır. I.2.Ermeni Sorunu Fransız İhtilalinin etkilerinin Avrupa'ya yayılmaya başlaması ile birlikte Avusturya Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu gibi çok uluslu yapılardan meydana gelen devletlerin içinde kıpırdanmalar başlamıştır. Özellikle Osmanlı Devleti için bu ciddi bir tehlike oluşturmaktaydı. Çünkü Osmanlı Devleti eski gücünü kaybetmiş, Devlet birçok alanda olduğu gibi iç güvenliği ve asayişi sağlama konusunda da zafiyet göstermeye başlamıştır. Bu durumun farkına varan Osmanlı Bünyesindeki halklar, milliyetçilik akımının etkisi ve Avrupa Devletlerinin kışkırtması ve desteği hareketlenmişlerdir. Kendi bünyelerindeki milliyetçi liderlerin öncülüğünde harekete geçen bu halklar kendi ulusal devletlerini kurmak veya en azından devletten alabildikleri kadar imtiyaz alabilmek için örgütlenmeye başlamışlardır. Örgütlemelerini tamamlayan halklar amaçlarına ulaşmak için stratejiler belirlemişler ve faaliyetlerine başlamışlardır. Bu faaliyetlerin ilk aşamaları olan kendi halklarını Avrupa'ya tanıtmak, Avrupa'da kamuoyu oluşturmak ve bu yolla Avrupa otorite devletlerinin desteğini sağlamak için yapılan çalışmalar sonucu, Osmanlı Devletinin bir iç meselesi olan Ermeni Sorunu Avrupa Devletlerinin özellikle Doğu siyasetinin önemli bir gündem maddesi haline gelmiştir. Avrupa, Ermenileri bu şekilde tanımış ve Ermeni Sorunu bu bağlamda ortaya çıkmıştır. Ermenilerin Osmanlı Devletine karşı kışkırtılmasında ve dolaysı ile Ermeni Sorunun ortaya çıkmasında Avrupa'da eğitim gören ve daha sonra kendi ülkelerine dönen Ermeni gençlerinin büyük etkisi olmuştur. Sorunun yaratılması ne kadar Ermenilerin faaliyetleri ile olmuşsa da bu olayın sağlam temellere oturulması ve geliştirilmesi daha ziyade bölgede çıkarları olan Avrupa Devletlerinin katkıları ile olmuştur. Avrupa'nın siyasetini uzun bir süre işgal eden aynı zamanda gerek Osmanlı Devletini gerekse bölge halkını zor durumlara düşüren bu sorunun değişik iç ve dış faktörleri bulunmaktadır. I.3.Ermeni Sorununu Hazırlayan Faktörler Osmanlı Devletinin bünyesinde uzun süredir kendi hallerinde yaşayan Ermenilerin durumlarının bir sorun olarak ortaya çıkmasının birçok değişik nedeni olsa da bunları ana başlıklar halinde sınıflandırabiliriz. Çok uluslu imparatorluklarda buna benzer sorunların ortaya çıkmasının temel nedenlerinden en önemlisi Fransız İhtilalinin sonucunda Avrupa'da yayılmaya başlayan milliyetçilik akımdır. Özellikle varlıklı Ermenilerin çocukları tahsillerini Avrupa'da yapıyorlardı. Bu gençler, öğrenimleri sırasında Fransız İhtilalinin Avrupa'daki etkilerine ve milliyetçilik hareketinin yayılmasına yakından şahit olmuşlardır. Bu durumdan kendileri de etkilenen bu gençler Ermeni milli bilincini oluşturmak ve bağımsız bir Ermenistan için örgütlenmeye başlamışlardır Bu çalışmaların sonucunda bağımsızlık hareketi için girişilen hareketler Ermeni sorunun ortaya çıkmasının temel nedenlerinden. Böylece Ermeni sorunu veya Ermeni Milli Hareketi diye adlandırılan olayın temelini Fransız İhtilali ve bu ihtilalin sonucu olan Milliyetçilik akımı oluşturuyordu. Avrupa'daki siyasal ve ekonomik dengelerin değişmesi, ülkelerin kendi toprakları dışında da iktidar ve sömürge mücadelesine girmesi, Ermeni sorunun ortaya çıkmasında ve daha çok gelişmesinde oldukça etkili olmuştur. Çünkü Ermenilerin yaşadığı ve Ermenistan diye tabir edilen bu bölge, bu dönemde Avrupa'da güç dengelerini ellerinde bulunduran İngiltere, Rusya ve Fransa'nın çıkarlarının çatıştığı bir bölge durumundaydı. Bu nedenle bu ülkeler bölgede kendi otoritelerini sağlamak ve bölgeyi denetim altında tutabilmek için Ermenilerle yakın ilişkilere girmişler ve Ermenileri Osmanlı idaresine karşı kışkırtmışlar ve Osmanlı Devleti karşısında Ermenilerin savunuculuğunu yapmışlardır. Bu çalışmaları onucunda yukarıda bahsettiğimiz Avrupa devletleri Ermeni Sorununu hazırlayan diğer bir faktör olmuşlardır. Avrupa Devletlerinin çıkar çatışmaları doğrultusunda bölgeye gönderdiği misyonerler aracılığı ile yürüttüğü misyonerlik faaliyetleri de sorunun ortaya çıkması ve gelişme- sinde önemli rol oynamıştır. Misyonerlerin özellikle isyanların çıkmasında, isyanların desteklenmesi ve Ermenilerin haklılığı ile Avrupa'da yürüttükleri propaganda faaliyetleri Ermeni sorunun ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlayan diğer önemli bir faktör- dür. Emeni sorunun ortaya çıkmasındaki en öneli faktörlerden biriside şüphesiz Osmanlı Devletinin durumudur. Osmanlı Devleti uluslararası arenadaki saygınlığını ve otoritesini büyük ölçüde kaybetmiş uzun süren ve mağlubiyetlere sonuçlanan savaşlar sonucunda dışarıda olduğu gibi içerdeki saygısını yitirmiştir. Fransız İhtilalinin ve milliyetçilik akımın da etkisi ile hareketlenen Osmanlı Devletinin bünyesindeki halklar devletin zafiyetinden de yararlanarak bağımsızlık hareketlerine başlamışlardır. Osmanlı Devletinin Balkanlar'da başlayan ve Yunanlıların , Bulgarların ve Sırpların bağımsızlıkları ile sonuçlanan ayaklanmaları önleyememesi bu konuda yetersiz kalması Ermenileri bu konuda cesaretlendirmiş ve benzer hareketlere girişmelerine neden olmuştur. Böylece Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu elverişsiz durumda Ermeni sorunun ortaya çıkmasını ve gelişmesini hızlandırmıştır. Ermeni sorununu araştıran ve doktorasını bu konuda hazırlayan Dr. Hamza Bektaş, Emeni sorununun ortaya çıkış sebeplerini 'a) Yabancı devletlerin teşvik, tahrik ve desteği b)Ermeni halkında gelişme- ye başlayan milliyetçilik ve bağımsızlık duyguları c) Osmanlı hükümetinin yönetim hataları ' olarak açıklamak- tadır. I.4.Ermeni Sorunun Ortaya Çıkması ve Gelişmesi Ermeni sorunun ortaya çıkması 19.y.y'ın ortalarına denk gelmekteyse bunun ilk zamanları daha ziyade Ermenilerin milli bilincini kazanması ve küçük çaptaki faaliyetleri ile geçmiştir. Ermeni sorunu Avrupa'ya taşıyan iki önemli siyasi olay Ayestefanos (Yeşilköy) Barış Antlaşması (3 Mart1878) ve Berlin Kongresi sonucu imzalanan Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878). Osmanlı-Rus Savaşı sonucu Ruslar İstanbul önlerine kadar gelmişlerdir. Rusların Ayestefanos'a yaklaştıkları sırada İstanbul Ermeni Patriği Narses Varjbedyan ve diğer Ermeni liderleri kont İgnatiyef ile görüşerek Sivas, Van, Muş ve Erzurum illerine özerklik verilmesini istediler. İgnatiyef Ermeni sorunun Aystefanos Antlaşması içerisinde yer alacağına dair Ermenilere söz vermiştir. Onun çabaları ile Ermeni Sorunu anlaşma da yer almıştır . Aystefanos Antlaşmasının 16.maddesi Ermeni sorunu ile ilgilidir. Böylece Ermeni sorunu resmiyet kazanmış oluyordu. Berlin Antlaşması ile de Ermeni sorunu tam manası ile Avrupa'nın gündemine taşınmıştır. Bu antlaşmanın 61.maddesi ile de Avrupa Devletleri Ermenilerin koruyuculuğuna ve hamiliğine soyunmuşlardır. Böylece Emeni sorunu resmen Avrupa'nın gündemine taşınmış ve bu tarihten itibaren Osmanlı Devleti ile Avrupa devletleri arsındaki ilişkilerde belirleyici rol oynamıştır. Gerek Avrupa Devletlerinin Osmanlı Devletlerinin içişlerine karışmasında gerekse bu konuda Osmanlı Devletine baskı uygulaması gibi konularda sürekli gündeme gelmiştir. Böylece Ermeni orunu Osmanlı Devletinin içişi olmaktan çıkmış uluslar arası bir boyut kazanmıştır. Avrupa Devletlerinin de işin içine girmesi ile Ermeni olayı değişik bir boyut kazanmıştır. Bu tarihe kadar propaganda faaliyetleri ve küçük çaptaki olaylarla devam eden sorun bu tarihten itibaren kanlı bir görünüm kazanmıştır. Avrupa Devletlerinin de desteğini alan Ermeniler isyan hareketlerine ve Osmanlı Devletinin düşmanları ile açık iş birliğine başlamışlardır. II. BÖLÜM AVRUPA DEVLET LERİNİN ERMENİ POLİTİKALARI II.1. Avrupa Devletleri Avrupa Devletleri tabiri, Avrupa'nın bütününde yer alan devletlerden ziyade Avrupa ve dünya siyasetine yön veren devletleri kapsamaktadır. Bu devletleri İngiltere, Fransa, Avusturya ve Rusya olarak sıralayabiliriz. Fakat Avusturya'nın konumuzla ciddi bir bağlantısı olmadığı için bu devleti araştırmamızın dışında bırakabiliriz. Ermeni Sorununun ortaya çıktığı 19.y.y. da Avrupa Devletlerine baktığımızda; bu devletlerin Avrupa'daki topraklarından daha fazlası kıtanın dışında yer alıyordu. Bu devletlerin sömürgesi durumunda olan bu topraklar devletlerin gerçek gücünü teşkil ediyordu. Çünkü Avrupa sanayisinde işlenen hammaddenin tamamına yakını bu topraklardan temin ediliyordu. Dolayısı ile Avrupa'nın ekonomisini ayakta tutan kıta Avrupa'sından ziyade sömürge topaklarıydı. Durum böyle olunca İngiltere, Fransa ve Rusya gibi devletlerin siyasetleri kendi topraklarının ve hatta kendi kıtalarının dışına taşıyordu. Bu ülkeler sömürgelerini ve sömürgelerine giden yolları güvence altına almak için kendi topraklarının dışında nüfuz bölgeleri oluşturmak birbirleri ile mücadelelere giriyorlardı. Ermeni sorununun Avrupa'da ilgi bulmasını ve nasıl bir Avrupa meselesi haline geldiğini incelerken Büyük Devletlerin mücadelesini ve çıkarlarını göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Özellikle bahsettiğimiz üç ülkenin Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı veya Ermenistan diye tabir edilen bölgelerdeki çıkarlarını veya bölgenin bu ülkeler için önemini iyi kavramak gerekmektedir. II.2. Ermenilerin Avrupa Devletlerinin Dikkatini Çekmesi Ermeni Sorunu resmi olarak Ayetefanos ve Berlin Antlaşmaları ile Avrupa siyasetine girmiştir. Ancak bu antlaşmaların sonucunda büyük imtiyazlar elde eden Ermeniler yine- de istediklerini almadıkları düşüncesindeydiler. Bu düşüncelerini Berlin Antlaşması sırasında Ermeni temsilcisi olan başpiskopos olan Hırmayan'ın 'Ermeni delegasyonu, doğuya mücadelesiz ve isyansız hiçbir şeyin kazanılmayacağı hakkında öğrenmiş olduğu dersi de beraberinde götürecektir.' Ermeni temsilcisinin bu sözlerinden de anlaşılacağı gibi Ermeniler istediklerini elde edebilmek için farklı bir mücadelenin içine girmişlerdir. Emeniler bir taraftan yaşadıkları bölgelerde huzursuzluk yaratarak dünyanın dikkatini buraya çekmeye çalışıyorlar bir taraftan da büyük devletlerin temsilcilerine elçiler göndererek onlardan destek sağlamaya çalışıyorlardı. Bu amaçla Ermeniler, Rus çarına birçok defa mektup yazarak ondan destek talebinde bulunmuşlar hatta Ermenistan bölgesinin Rusya'ya ilhak etmesini istemişlerdir. Bunun yanı sıra Ermeni liderleri İngiltere elçi ve devlet adamlarına da konuyla ilgili defalarca başvurarak destek ve yardım taleplerinde bulunmuşlardır. Bu destek taleplerinde Osmanlı Devletinin kendilerine baskı uyguladığını ve bölgedeki diğer etnik unsurlar olan Kürtler ve Çerkezleri kendileri aleyhinde kışkırttıklarını iddia ederek can güvenliklerinin olamadığını ileri sürmüşlerdir. Diğer taraftan bu konun gündemde kalması için bölgede isyanlar ve kargaşalıklar çıkarmışlardı. Ermenilerin bu dikkat çekme faaliyetleri sonucunda Avrupa'da Ermeni yanlısı bir kamuoyu oluşmaya başlamıştır. Oluşan bu kamuoyunun çalışmalarının yanı sıra Avrupa devletlerinin kıta dışına taşan politikaları da Ermeni sorununa yaklaşımlarında belirleyici olmuştur. Böylece Ermeniler isteklerine ulaşmışlar Avrupa'nın dikkatini bölgeye çekmeyi başarmışlardır. II.3. RUSYA VE ERMENİ SORUNUNA YAKLAŞIMI Rusya'nın Ermenilerle ilişkisini ve Ermeni soruna yaklaşımı ve Ermeni politikaları diğer ülkelerin yaklaşımlarından ve politikalarından farklılıklar göstermektedir. Bu değişikliğin temelinde Rusya İngiltere mücadelesi ve Rusya'nın kendi bünyesinde bulunan Ermenilerin durumu gibi konular yer almaktadır. Ancak Rusya'nın Ermeni politikalarını anlayabilmek için Rusya'nın kendi milli politikalarını ve hedeflerini ana hatları tespit etmek ve Ermeni Politikasını bu konu çerçevesinde ele almak gerekmektedir. Bu bağlamda Rusya'nın temel politikası olan Sıcak Denizlere inme siyasetinden başmak kaçınılmazdır. II.3.1.Rusya'nın Sıcak Denizlere İnme Politikası Rusya kurulduğunda bir kara devleti görünümündeydi. Fakat sınırları genişledikçe denizlere daha fazla yaklaşmıştı bununla birlikte Rusya denizlere açılmak ve sadece bir kara devleti hüviyetinden kurtulup hem karada hem denizlerde güçlü bir devlet olmak istiyordu. Rus devleti bu yöndeki çalışmalarına başlarken bunun en iyi yolu Güneye doğru inerek Karadeniz vasıtası ile Akdeniz'e oradan da açık denizlere açılmayı hedefliyordu. Rusya'nın sıcak denizlere inme politikası bu bağlamda başlamıştır. Rusya'da Sıcak Denizlere (daha doğrusu Akdeniz'e) inme politikası I.Petro zamanında başlamış II. Katerina zamanında gelişmiştir. Bu düşünce ile politikalarını oluşturan Rus Devleti 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Karadeniz sahillerine ulaşmıştır. Yine bu antlaşmada elde ettiği Osmanlı Ülkesindeki Hıristiyanların koruyuculuğu hakkı sayesinde, sıcak denizlere inme düşüncesini gerçekleştirmede Rusya'nın çok işine yaramıştır. Rusya'nın bu siyasetine karşın, Hindistan'ı elinde bulunduran İngiltere Hint yolunun güvenliği açısından Rusya'nın sıcak denizlere inmesini engellemeye çalıyordu. Bunun içindir ki Rusya Asya yolu diye tabir edilen bu bölgede güç dengelerini kendi lehine çevirebilmek için bölgenin Hıristiyan halkı olan Ermenileri nüfuzu altına almak istiyordu. 19.y.y. dan itibaren petrolün bulunmasıyla birlikte Ortadoğu bölgesinin önemi artmış ve İngilizlerin bölgeye gelmesiyle Rusya ve İngiltere arasındaki mücadele zincirine yeni bir halka eklenmiştir.Rus Ermeni münasebetlerini bu çıkar çatışmalarını bölgedeki güç dengelerini göz önüne alınarak değerlendirilmelidir. II.3.2 Rusya'nın Ermeni Politikaları ve Ermenilere Yaklaşımları Avrupa Devletleri ilk ilgilenen ülke Rusya olmuştur. Bunun nedeni yukarıda bahsettiğimiz sıcak denizlere inme politikasıdır. Bu politika doğrultusunda Ruslar batıda (Bal- kanlarda) Panslavizm hareketini, doğuda da Ermenileri harekete geçirmiştir. Rusya açısından Ermenilerin ve yaşadıkları bölgenin çok fazla önemi vardı, Rusların Ermenilere verdiği önemin nedenlerini; Bu faktörler Rusya'nın Ermeni politikasına büyük ölçüde şekil veriyordu. Rusya'nın Ermeni politikalarında bu şartların değişmesine göre değişikliler meydana geliyordu. Bu değişikliğin farklı nedenleri vardır. Ancak Rusya'nın Ermeni politikasını ve Ermenilerle ilgili yaklaşımlarını üç dönem altında toplayabiliriz bunlar; Rusya Ermenilere yaklaşımını yukarıda belirttiğimiz şartlar çerçevesinde belirlemiştir. Görüldüğü gibi Rusya'nın Ermeni politikalarında belirleyici olan Ermenilerin durumundan ziyade Rusya'nın diğer devletlerle olan mücadeleleri olmuştur. Rusya Hükümetleri Ermeni politikalarında bir denge kurmaya ve Ermenileri her zaman ellerin altında tutmaya özen göstermişlerdir. Bunu yaparken zaman zaman Ermenilerin bağımsızlık ateşlerini yakmışlar zaman zaman Ermeni isyancılara destek olmuşlar ve onlara yardımlarda bulunmuşlardır. Bu yardımlar ve destekler sayesinde Ermenilerin isyan edebilecek kadar güçlenmesini sağlamışlardır. Rusların Ermenileri kışkırtmalarının ve isyanlarını desteklemelerinin nedenlerini yu- karıda açıklamaya çalıştık. Şimdi daha ziyade bu kışkırtmaların ne zaman başladığı? Ne şekilde devam ettiği? Bunu yaparken kullandığı yöntemler üzerinde açıklama yapmaya çalışacağız. Rusya'nın Ermenilere yönelik politikalarının temeli sıcak denizlere inme hedefinin doğrultusunda bu hedefle başlamakla birlikte kışkırtmalar ve isyan teşvik gibi çalışmalar daha sonraları 19.y.y.'da başlamıştır. Ruslar, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Doğu Anadolu'da bazı Türk şehirlerini ele geçirmişler ve buradaki Ermeni halkı bağımsızlık amacı ile Osmanlı Devletine karşı kışkırtmaya başlamışlardır. Böylece ilk sorumuzun cevabına ulaşmış oluyoruz Rusların kışkırtmaları bu tarihte başlamış ve bu tarihten itibaren sürekli artarak devam etmiştir. Özellikle 19.y.y.'ın başlarında Rusya İran Savaşı sonucunda İran'ın mağlup olması sonucunda Erivan ve çevresinin Rusların eline geçmesi ile birlikte Rusya Osmanlı Ermenileri ile daha rahat temas etme fırsatı yakalamıştı. Ruslar bu tarihten itibaren Ermenileri,1804 Rusya-İran,1806 ve1812 Osmanlı Rus, 1825 Rusya-İran ve 1828-29 Osmanlı Rus savaşlarında ' Bağımsızlık' vaatler ile Osmanlı Devletine ve İranlı'lara karşı tahrik edip kullanmışlardır. Konunun başında sorduğumuz kışkırtmaların başlama tarihi bunların ne şekilde devam ettiği ve kullanılan yöntemlerle ilgili soruların cevapları yukarıda örneklenmiştir. Şimdi bunları biraz daha genelleştirelim. Bu kışkırtma faaliyetlerinin başlangıç tarihi aşikârdır. Fakat olayın başladıktan sonra gelişimi değişimler göstermiştir. Ermenilerin fikirlerine destek olmak şeklinde başlayan olay, zamanla onların hamiliğine soyunma, propaganda faaliyetleri, silahlı destek, Ermenileri açıkça kendi hizmetlerinde kullanmak gibi değişimler göstermiştir. Rus Devlet adamları Ermenileri kışkırtmak ve onları kullanmak için değişik yöntemler uygulamışlardır. Bunların başlıcalarını şu şekilde sırayla biliriz; II.4. İNGİLTERE VE ERMENİ SORUNUNA YAKLAŞIMI II.4.1.İngiltere'nin Doğu Politikası İngiltere 19.y.y.'da Avrupa siyasetinin en etkin devleti durumundaydı. Bunun yanısıra İngiltere 19.y.y.'daki görünümü ile tam manası ile bir sömürge imparatorluğu konumundadır. İngiltere'nin bu konumu dolayısı ile dünyanın birçok bölgesinde çıkarları vardı ve bunun doğal sonucu olarak da İngiltere bu çıkarlarını göz önünde bulunduracak bir dış siyaset uygulamak zorundaydı. İngiltere'nin doğu siyasetini bu bağlamda değerlendirmek gerekmektedir. Öncelikle İngiltere'nin Doğu siyasetinin ortaya çıkış sürecini ve nedenlerini ana hatları ile tespit etmeye çalışalım. İngiltere Hindistan'ı ve bu bölgedeki bazı yerleri sömürgesi haline getirdikten sonra bunları koruyacak bir Doğu siyaseti uygulamaya başlamıştır. Bu siyaset de zamanla değişikliler göstermiştir. Mesela önceleri Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünü savunan İngiltere dış siyaseti 19.y.y.'ın ikinci yarısından itibaren bunu değiştirerek Osmanlı Devletini yıkmak amacını güden bir Doğu politikasını benimsemeye başlamasıdır. Bunun temel nedeni İngiliz hükümetleri önceleri Hindistan yolunun Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğü ile güvence altına alınacağı tezini benimsiyorlardı. Ancak 19.y.y.'dan itibaren Osmanlı Devletinin eninde sonunda yıkılacağını fark eden İngiltere, Osmanlı Devletinin bünyesinden oluşturacağı ve kendi egemenliği altındaki yeni devletlerle Hindistan'ı ve Hindistan Yolunu güvence altına almak istiyordu. İşte İngiltere'nin Doğu siyasetine yön veren temel görüş bu ol-muştur. İngiltere bu siyaseti uygulamak için Doğuda gerçekleştirmek istediği iki temel düşünce vardır. Bunlar; II.4.2. İngiltere'nin Ermeni Politikaları ve Ermenilere Yaklaşımları İngiltere'nin Ermeni politikalarının temelinde Rusya ile rekabet ve Rusya'nın Akdeniz'e inmesini engelleme politikası vardır. Berlin Antlaşmasından Sonra Rusya'nın Er- menilere yaklaşmasından rahatsız olan İngiltere harekete geçmiştir. Böylece iki devlet arasında Ermeni rekabeti başlamıştır. Berlin Antlaşmasının ardından İngiltere Antlaşmanın Ermenilere ilgili maddelerinin sıkı bir takipçisi olmuş ve Osmanlı Devletine vaat edilen ıslahatların yapılması için baskılarda bulunmaya başlamıştır. Ayrıca bölgedeki ıslahatları yakından takip etmek iç- in bölgeye konsoloslar atamıştır. İngiltere bu doğrultuda 1878'in sonbaharında, Sivas'a Albay Wilson, Erzurum'a Binbaşı Trotter, Van'a Yüzbaşı Clayton, Kayseri'ye Yüzbaşı Cooper'i konsolos olarak atamıştı. II.4.3.Ermenilere Yönelik İngiliz Tahrik ve Kışkırtmaları İngiltere Geliştirdiği Ermeni politikası doğrultusunda Ermenileri bağımsızlık için kışkırtmaya ve isyana teşvik etmeye başlamıştır. İngiltere Hükümetleri bu faaliyetlerine misyonerler arcılığı ile bölgede kurulan kilise, okul ve kolejlerde başlamıştır. Özellikle 1880'de İngiltere'de 'Türk Düşmanı' Gladstone'un ve Liberal Parti'nin İktidara gelmesinden sonra İngiltere'nin Ermenileri sahiplenme çabaları iyice arttı. İngiltere'nin bu yeni başbakanı Ermeniler lehine girdiği diplomatik çalışmalardan yeterli sonucu almayınca ve bu konuda bir ilerleme kaydedemeyince Doğu Anadolu'da bulunan konsoloslar ve misyonerler aracılığı ile Ermenilerin örgütlenmesi ve silahlı mücadele içerisine girmesi için çalışmalara başlanıldı. Bunun sonucunda Doğu Anadolu'da Ermeni şiddet olayları başladı. Bu olaylar İngiliz ajan ve misyonerleri tarafından destekleniyordu. Hatta Ermeni Komitacıları İngiliz konsolosları ile temas halinde idi. İngiltere Hükümeti Ermenileri tahrik etmekle kalmıyor Ermeni komitacılarına ve isyancılarına sığınma hakkı veriyor Osmanlı Devletinin yakalanan Ermeni çetecileri cezalandırılmasını önlüyordu. Ayrıca İngiltere hükümeti, İngiltere'de Ermeniler lehine mitingler düzenliyordu. Ermeniler için İngiltere'nin Liverpol Şehrinde düzenlenen Başbakan kendiside katılmış ve Ermenileri tahrik eden ifadeler kullanmıştır. Bu dönemde Doğu Anadolu Bölgesini gezen Amerikalı gazeteci George H.Hepworth'ın yazdıkları İngilizlerin Ermeniler olan yaklaşımlarını anlatmaya yeterli olacaktır. Gazeteciye göre; İngiltere Uyguladığı Ermeni politikası ile Ermenilerin Rusya'nın nüfuzu altına girmesini önlemiştir. Bunun sonucu olarak da Ermenileri kendini yanında tutarak Rusya'nın Asya siyasetine büyük ölçüde engel olmuştur. Ayrıca Rusya'nın yüzyıllardır süren sıcak denizlere inme politikasına en fazla yaklaştıkları dönmede Rusya'nın elindeki Er- meni kozunu da kendi lehine çevirerek buna mani olmuştur. Netice olarak İngiltere ve Rusya arsındaki Asya rekabetine ve buna bağlı olan Ermeni politikalarının mücadelesinde İngiltere'nin Ermeni politikası başarıya ulaşmış, Rusya'nın Ermeni politikaları başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fakat 1.Dünya Savaşı sırasında bu iki Devletin ortak Ermeni politikaları yürütmeleri ve Ermenileri kışkırtma siyasetlerine birlikte yön veremleri Bu devletlerin Ermeni Politikalarındaki amacın Ermenistan'ın bağımsızlığının değil kendi çıkarlarının etki olduğunun göstergesidir II.5.FRANSA VE ERMENİ SORUNUNA YAKLAŞIMLARI Fransa, İngiltere ile birlikte Avrupa'nın en güçlü devleti konumundaydı. Fransa'nın görüntüsü, genel itibarı İngiltere'nin görüntüsüne benziyordu. Fransa'da bir sömürge imparatorluğu görünümündeydi. Fransa'nın diğer iki ülkeye göre, Osmanlı Devleti ile ilişkileri çok daha erken bir dönemde başlamıştır. İki ülke arasındaki ilk ilişkiler Osmanlı Devletinin 1535 de Fransa'ya verdiği kapitülasyon başlamıştır. Osmanlı Devletinin yenileşme hareketleri içerisine girdiği 18.y.y.'dan itibaren iyice gelişmiş ve Fransa Osmanlı Devletindeki reform çalışmaları için model ülke durumuna gelmiştir. Kapitülasyonlarla birlikte Fransa'ya verilen Osmanlı Devleti bünyesindeki Katoliklerin korunması hakkı Fransa'nın bir doğu politikasının oluşmasında etkili olmuştur. Fransa Osmanlı Devletini toprakları üzerinde çıkarlarını koruma ve genişletme çabasına giriştiğinde kendisine tanınan bu koruyuculuk hakkından oldukça yararlanacaktır. II.5.1. Fransa'nın Ermeni Politikaları ve Ermenilere Yaklaşımları Fransa'nın Ermeni Politikası ve Ermenilere yönelik çalışmaları diğer iki devlete göre daha geç bir dönmede başlamıştır. Bunun iki temel nedeni vardır. Bunlardan birincisi Ermeni sorunun ortaya çıktığı dönemlerde Fransa Rusya ile ittifak içersindedir (1894 ittifakı). Bu nedenle bu dönemde Fransa kendisi bir Ermeni politikası üretmek yerine daha ziyade Rusya'nın politikalarını desteklemiştir. Bunun ikinci nedeni birinci nedenden çok daha önemlidir. Bu dönemde Fransa Ermeni sorununda, kendi çıkarları için savunulacak bir şey görmüyordu. Bu nedenlere Fransa, Ermeni Sorunun başladığı tarih ol- an 1890'lı yıllarda bu sorunla ilgilenmemiştir. Ancak, Rusya'nın bu konudaki ağırlığını İngiltere'ye kaptırması ve bölgede İngiliz-Fransızlarının çakışması sonucu Fransa Ermeni sorunu ile aktif olarak ilgilenmeye başlamıştır. Fransa'nın aktif Ermeni politikasının diğer ülkelerinkine bakış geç başlamasına rağmen Fransızların Ermenilerle teması ve ilişkileri çok daha erken bir dönemde başlamıştır. Ermenilerle Fransızların ataları olan Franklar Haçlı seferleri sırasında tanışmışlardır. Bu tanışma döneminde Ermenilerle Frankların ilişkileri olmuştur. Ancak bu ilişkiler konumuz açısından önemli olamadığı için bunlara değinmeyeceğiz. Ayrıca Fransızların Ermenilere yaklaşımında diğer iki ülkenin yaklaşımlarına bakış farklılık götseren diğer bir noktada, İngiltere ve Rusya daha ziyade Doğu Anadolu'daki Ermenilerle ilgilenmişlerdir. Fransa ise daha ziyade Güney bölgesindeki Çukurova ve yöresindeki Ermenilerle ilgilenmişlerdir. Bunun nedeni Fransa'nın bu bölgeye ilgi duymasıdır. Fransa'nın Çukurova bölgesine ilgi duyması bu sorunun ortaya çıkmasından çok daha eski tarihlere rastlamaktadır. Fransızların, Çukurova Ermenilerin tarih ve kültürleriyle yakın ilgisi, XVI. yüzyılın sonları ile XVII. Yüzyılın başlarında olmuştur. Çukurova ve civarının genel tarihi ile ilgili Fransız araştırıcılarının tespitlerinin 1604'e yayınlanması, bölgeye ilgilerinin çok eskiye dayandığı hakkında ışık tutmaktadır. Bu tarihlerden başlayarak Fransa'nın bölgeyle ilgilenmeleri ve bu bölge hakkında araştırmalar yapmaları giderek artmıştır. Fransa'da Çukurova bölgesi ile birçok araştırma ve eser yayınlanmıştır. Fransa'nın Çukurova'ya ve dolayısı ile bölge Ermenilerine duyduğu ilgi Amerika'da iç savaşın çıkması ile artmıştır. Çünkü Fransa dokuma sanayisi için gereken pamuk hammaddesini buradan ithal ediyordu. Bu savaşın çıkması ile birlikte Fransa kendine yeni kaynaklar aramak zorunda kalmıştır. Bu yeni kaynak arayışı içinde Çukurova Fransa'nın dikkatini çekmiştir. Pamuk ihtiyacını buradan karşılamayı düşünen Fransa bu dönemde bölgeye yatırımlar yapmaya başlamıştır. Ancak Savaşın 1865'te sona ermesi ile birlikte Fransızların bölgeye olan ilgisi yeniden azalmıştır. Bu dönemde Fransa'nın Ermenilere yaklaşımı iki aşamalı olmuştur. Bunlardan birincisi kültürel boyutludur. Bu yaklaşım çerçevesinde Fransız bilim adamları Ermenilerle ilgili birçok araştırmalar yapmışlardır. Yapılan bu araştırmalar çerçevesinde Ermenilerin tarihi, sosyal ve ekonomik yaşantıları incelenmiştir. İkinci aşamadaki yaklaşım ise daha ziyade dinsel niteliklidir. Bunun çerçevesinde Fransızlar Ermenilerin Katolikleşmesi için uğraşmışlardır. Fransızlar bunu gerçekleştirmek için Katolik olan Ermenilerin Fransız vatandaşı olarak kabul edileceğini ve dolayısı ile Kapitülasyonlardan yararlanabileceğini bildirmiştir. Bunun sonucunda Katoliklik Ermenilerin arasında yayılmış ve Katolik bir Ermeni cemaati oluşmuştur. Fransız'ların Ermeniler yaklaşımı ve ermeni politikaları 20.y.y.'ın başlarına kadar bu şekilde devam etmiştir. Bu tarihlerden itibaren Fransızların Ermeni politikasında değişiklikler meydana gelmiş ve Fransa'da Ermenileri tahrik etme ve bağımsızlık vaat ederek onları kullanma politikasına başlamıştır. Fransızlar bu politika değişikliği ile Ermenileri Çukurova bölgesinde ticari amaçları doğrultusunda kullanmayı amaçlamışlardır. II.5.2 Ermenilere Yönelik Fransız Tahrikleri ve Kışkırtmaları Fransa'nın 20.y.y.'ın başlarından itibaren Osmanlı Devletinin güney topraklarında nüfuzunu arttırması, I.Dünya Savaşında Osmanlı devletine karşı İngiltere ve Rusya ile birlikte savaşa girmesi sonucu Fransa da aktif bir Ermeni politikası uygulamaya başlamıştır Bu dönemde Fransa'nın Osmanlı topraklarında büyük yatırımları vardır. Bu yatırımların büyük bir çoğunlu da Güney Anadolu Bölgesinde toplanıyordu. Fransa bu yatırımlarını korumak ve Suriye'yi işgal ettikten sonra da bölgeyi himayesine almak için Ermenileri kullanmaya başlamıştır. Fransa bölgeye geldikten sonra 'Kilikya Ermenileri' diye tabir edilen Güney Ermenilerini kışkırtmaya başladı. Fransızlar bu bölgede meydana gelen Ermeni isyanlarını desteklemişler ve isyancılara sahip çıkmışlardır. Mesela Tarihimizde Musa Dağı Olayı diye bilinen olayda Osmanlı Askeri birlikleri tarafından Musa Dağında sarılan Ermeni çetecileri Fransız donanması tarafından kurtarılmış buradan alınan 5 bin Ermeni Portsaid Limanına çıkarılmıştır. Fransızlar I. Dünya Savaşı süresince Ermenileri Adana bölgesinde casusluk yaptırmak sureti ile kullanmışlardır. Fransızlar Güney Bölgesinde bağımsız bir Ermenistan kurmak istemişlerdir. Bunu yapmak istemelerindeki amaç bölgedeki özellikle Çukurova bölgesindeki pamuk ve Toros Dağlarındaki maden yatakları olmalıdır. Fransızlar burada bağımsı bir Ermenistan oluşturabilmek için dışarıdan bu bölgeye Ermeni nüfus yerleştirmek için çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalar kapsamında Fransızların çağrısı üzerine Adana ve civarına 200 bin ermeni gelip yerleşmiştir. Ermenileri kullanmaya tahrik eden Fransa özellikle 1919'dan sonra bu çalışmalarına hız vermiştir. Bu dönemde Fransızların Ermenileri kullanmalarındaki amaçları Güney Ana- dolu'ya yerleşmek isteyen Fransa'nın kendi güçlerini yeterli görmemesi ve bu konuda Ermenilerden yararlanmak istemesidir. SONUÇ Ermeni meselesi diye bilinen ve hala belli aralıklarla gündemimizi işgal eden bu olaylar zinciri Ermenilerin istekleri ve beklentileri doğrultusunda gelişmiş bir olaydır. Bu bağlamda Ermenilerin Avrupa devletleri ile ilişkilerinde Ermeniler hiçbir zaman belirleyici taraf olamamakla birlikte Avrupa devletlerinin siyasi bir piyonu olmaktan ileriye de gidememişlerdir. Bu ilişkilerin Avrupa Devletlerine çıkarlar sağladı bir gerçektir. Fakat olaya Ermeniler açısından baktığımızda onlara sağladığı yarar konusunda somut bir şey görmemiz mümkün değildir. Aksine bu ilişkiler uzun vadede düşündüğümüzde Ermenilere zarar verdiğini görmemiz mümkündür. Bu ilişkiler neticesinde Ermeniler arasında değişik mezhepler yayılmış ve bu mezheplere bağlı oluşan cemaatlerle Ermeniler parçalanmışlardır. Ayrıca Avrupa Devletlerinin kışkırtması ile meydana gelen isyanlar sonucu Ermenilerin Devletle arası açılmış, yüzyıllar boyunca bir birleri ile huzur içinde Müslümanlarla ararlını açılmasına ve karşılıklı can kaybının olmasına neden olmuştur. Ermenilerin bölgede yaşadıkları bölgelerdeki huzurlarının kaçmasında birinci derece- de etkili olan Avrupa Devletlerinin kışkırtmaları olmuştur. Ermenileri Osmanlı yönetim- inden ve baskılarından kurtarmak ve onlara bağımsızlık vermek hedefi ile yola çıkan Avrupa Devletleri bölgedeki çıkarları sona erince Ermenileri kendi hallerine bırakmışlardır Diğer bir söylemle Ermeni Sorunu Avrupa Devletleri İçin bir İnsanlık bir bağımsızlık meselesi değil bir sömürgecilik meselesidir. DİPNOTLAR Hamza Bektaş, Ermeni Soykırımı İddiaları ve Gerçekler Bursa: Uludağ Üniversitesi AİİT Uygulama Araştırma Merkezi Yayınları,2001,s.16. Kaynak: Rıdvan Tümenoğlu |

