ADOT is a non-profit organization with a vision to promote the Turkish heritage, history, culture, art, business, job and political alliance and help the Turkish-American community adapt to life in the United States, and to defend the civil rights of Turks against defamation during their life in America.
Bu organizasyon; 25'e yakın Türk akademisyen, mühendis, doktor ve işadamlarının biraraya gelmesiyle kurulmustur. Bu organizasyonun amacı Amerikada yaşayan tüm Türklerin ve Türk dostlarının arasında iletişim ağını kurarak Amerikadaki ve dünyadaki tüm Türk ve Türk dostu dernekler ve organizasyonlar arasında ki dayanışmayı ve işbirliğini sağlamaktır. "Dünya üzerindeki tüm Türkleri Türk düşmanlığına karşı mücadele etmek ve tek bir güç olmak için bu organizasyon çatısı altında toplanmaya veya işbirliğine ve en önemlisi gelecek nesillerimizin güvenliği için göreve cağırıyoruz. Türk düşmanlığıyla mücadele etmek her Türk'ün görevidir"| 100 Bin Dolara Devrim Olur mu? |
|
100 Bin Dolara Devrim Olur mu? Milano, Santa Margarita, Portofino, Sardunya derken 10 günlük tatilim bitti, ruhum halen ağustos böceği misali ama işte Dersaadet'imde, vatandayım, döndüm artık ve 'söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır' inancı ile topal karınca misali emrinizdeyim efendim.
ERDEMİR-TELEKOM ASKERE SATILSIN* Bizim 'fotokopi ile' çoğaltılmış birbirinin benzeri haber-yazılarla dolu necip medyamızda hak ettiği değeri bulamamış olan bir haberi ısıtmak istiyorum önce; 'değerli dostum AKP Ağrı Milletvekili Melik Özmen, geçen hafta, milli duruşlarımızın özündeki manayı yansıtan bir öneride bulundu; 'Türkiye'mizin güvenliği açısından son derece önemli iki stratejik kuruluş olan Erdemir ile Telekom'un sratejik öneminin korunması adına, askere-Milli Savunma Bakanlığı'na satılmasını istedi ve bu yıl bütçesi 11 katrilyon lira olan Milli Savunma Bakanlığı'nın önümüzdeki yılki bütçesinden sağlanacak 2-2.5 milyar dolarlık tasarrufla bu satışın gerçekleşebileceğini belirtti. Kayda geçiniz ey okur... ARI GRUBU VE GÜVENLİK* Şimdi de bendeniz uzaklarda ama siz gündemin tam ortasında iken, kaçırdığınızı düşündüğüm bir başka önemli konuya projeksiyon yapacağım. 23-25 Haziran'da İstanbul'da, ARI Grubu'nun organizasyonun da 'Güvenlik Sempozyumu' yapıldı. Bu sempozyuma gelenler, katılımcılar (davetiye listesinde yer alan) dünyanın efendilerinin bire bir desteklediği-izlediği ve de Türkiyemizin dış ilişkileri adına söz sahibi olan-olacak isimlerdi. Bu toplantıda neler konuşulduğunu izlemek sizin 'yakın gelecek pusulası' elde etmeniz demekti ama ah necip Türk medyası... Bakın 'ARI'nın güvenlik konferansında kimler vardı; İbrahim Al-Marasi; Son 40 yıldır ABD'de yaşıyor, Irak'ın istihbarat örgütlenmesini ele alan bir çalışma yapan Maraşi, Saddam'in kitle imha silahlarına sahip olduğunu, Irak yönetiminin Al Kaide ile görüştüğünü ileri süren çalışmasıyla dikkat çekmişti. Tony Blair ve Colin Powell onun yazdıklarını kanıt olarak ileri sürmüşlerdi. Marasi, ABD Dışişleri'nde Irak-Iran araştırma grubunda, Kongre Araştırma Servisi'nde görev almıştı. Ve 'Güvenlik' konfreransının katılımcılarından Farid Kadiri ise ABD'nin desteklediği, Suriye'nin mevcut ESAD yönetimine alternatif lider olarak baktığı bölge politikalarında çok önemli bir aktör. Washington'da kurulan Suriye Reform Partisi Başkanı Kadiri, reformcu olarak İsrail ile iyi ilişkiler kuracağını da ilan etmiş durumda. Güvenlik konferansının katılımcıları arasında başka önemli postların sahipleri de vardı; Iraklı Nibras Kasimi, Telaviv'den Dr. Anat Lapidot Firilla, Suudi Arabistan'da hanedanın muhalifi Muhammed Said Tayib ve AB genişleme teorisyeni Fraser Cameron ile Afrika, Balkanlar, Ortadoğu, Asya ülkelerinde Amerikan kuruluşları adına pazar araştırmaları yapan (zamanında Çiller içinde çalışmışlardı) Eurasia Group da yine ARI'nın konuğu oldular. (Konferansa; Çalık Holding, Doğuş Grubu, ABD Konsolosluğu ile NATO ve de İsveç Başkonsolosluğu destek verdi.) Neler konuşulduğunu yerim müsait olmadığı için yazamıyorum. Şimdi biraz daha dikkatle okumaya devam ediniz ey değerli okur. Güvenlik konferansının bir başka önemli konuşmacısı da Azerbaycan'ın muhalefet lideri, Mussavat Partisi Başkanı İsa Gamber'di. Kardeş ülke Azerbaycan, stratejik nedenlerden dolayı da Türkiye için giderek artan öneme sahip. Mayısta faaliyete giren Bakü-Ceyhan-Tiflis boru hattından 2 yıl sonra, günde tam 1 milyon varil petrol taşınacak, yani, ne demek istediğim ortada... Ve uluslararası gözlemcilere göre anti-demokratik baskıların arttığı Azerbaycan'da önümüzdeki kasım ayındaki seçimlerde ciddi iktidar değişiklikleri yaşanacak, benim uzman adamlarımdan (ASAM'dan Sinan OGAN'a göre, bu arada Sinan Bey bugün Ankara'da evleniyor, mutluluk-tebrikler) OGAN'ın yorumu şöyle; AZERBAYCAN'DA BUNLAR MI OLACAK?* 'Ülkenin üç büyük siyasi partisi olan Musavat Partisi Azerbaycan Halk Cephesi ve Azerbaycan Demokrat Partisi 'Azatlık' (Özgürlük) isimli bir seçim bloku oluşturarak güçlerini birleştirdi. İlk defa bu üç partinin birleşmesiyle de 19 Haziran 2005 tarihinde Başkent Bakü'de Gelebe (Zafer) Meydanı'nda 20 binden fazla muhalifin bir araya gelmesiyle büyük bir miting tertip edildi. Bu birleşme 5 Kasım'da yapılacak parlamento seçimleri ve ardından yaşanacak hadiselere bağlı olarak Azerbaycan'da yeni bir yönetimi iktidara getirmenin önünü açabilir. Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi durumunda Musavat Partisi Başkanı İsa Gamber'in Devlet Başkanı, Halk Cephesi Partisi Başkanı Ali Kerimli'nin Başbakan ve Demokrat Parti Başkanı Resul Guliyev'in de Parlamento Başkanı olduğu yeni bir Azerbaycan yönetimi karşımıza çıkabilir.' Kayda geçiniz bu notları da, çoook önemli... İSA GAMBER DEVLET BAŞKANI MI?* Tatile çıkmadan, yaklaşık 10 gün önce, İsa Gamber'in İstanbul'a gizlice gelip o tarihte İstanbul'da bulunan SOROS'la kapalı kapılar ardında konuştuğu söylendi. Ve bendeniz derhal Sayın Gamber'i bulup hakkındaki iddiaları aktardım, medyada ilk ve tek açıklamasını bu sütunlarda okudunuz (17 Haziran 2005 AKŞAM bakınız) kısaca hatırlayalım yazımı; 'Sayın GAMBER, İstanbul'a geldiğini ama kesinlikle SOROS'la görüşmediğini bu iddiaların doğru olmadığını söyledi ve 'SOROS ile görüşmüş olsaydım bunu da aynı rahatlıkla açıklardım' dedi. İsa GAMBER ile yaklaşık 2 yıl önce (Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'nda bir yemekte) tanıştım, Türk medyasında 'Azeri lider İSA GAMBER'e dikkat' başlığıyla ilk dikkatinizi çeken (3 Haziran 2003- 5 Ağustos 2003 AKŞAM) olduğumu zannediyorum. 2 yıldır da farklı vesilelerle, kimi zaman Washington'daki bazı toplantılarda görüşüp kimi zaman da son derece verimli telefon sohbetleri yaptığım Sayın GAMBER, 'derin bilgi donanımı ve de milli duruşuyla' örnek bir siyaset adamıdır.' MUHAMMED SALİH İLE GÖRÜŞTÜM* Çok yakında iktidar değişikliği beklenen Azerbaycan'ın olası yakın tarih fotoğrafını sundum size efendim, varsayımlar üzerinden derhal alternatif politikalar üretin, hazırlıksız yakalanmanın faturası hepimize ağır olacak çünkü. Evet, son olarak, yine bölge coğrafyasından bir başka çoook önemli gelecek fotoğrafıyla nokta koyalım. Yönetimde artçı depremlerin başladığı Özbekistan, bölge politikaları adına derhal ilgi merkezimiz olmak zorunda. Özbekistan'ın sürgündeki muhalefet lideri Muhameed Salih ile önceki gün uzun bir tele-sohbet yaptım. Muhammed Salih, şu sırada ABD-Washington'da. Özbek muhalefet lideri Muhammed Salih, ABD'ye ilk kez 'giriş izni' aldı. Washington'da büyük kabul görüyor, birçok senatörle ve önemli kuruluşlarla toplantılara katılıyor, üniversitelerde konuşmalar yapıyor. Bu arada son bir gelişme daha oldu; Özbekistan'da Kerimov rejimine karşı mücadele eden belli başlı Özbek muhalefet liderleri, Birleşik Özbek Demokratik Koalisyonu adında yeni bir muhalefet grubu kurarak başkanlığına ERK Partisi Lideri Muhammed Salih'i seçtiler. Birleşik Özbek Demokratik Koalisyonu'nda yer alan Özbek muhalefet liderleri arasında; Özbekistan'ın Türkmenistan eski Büyükelçisi Abdurreşid Kadirov, Parlamento eski üyesi Adbuvahidt Pattayev, Fergana eski Valisi Özbekistan Demokratik Parti Lideri Dr. Avazkhan Muhtarov, Kerimov ailesinin eski Danışmanı Ferhad İnogambaev gibi isimler bulunuyor. Muhammed Salih'e 'sizin de Soros tarafınızdan desteklendiğiniz söyleniyor, ne diyorsunuz' diye sordum. Sayın Salih dedi ki;'ben Soros'u tanımam, ancak Gürcistan ve Ukranya'daki Soros'un desteklediği isimler dostlarımdır. Soros onlara en fazla 100-150 bin dolar maddi yardım yaptı, internet siteleri oluşturmaları ve benzeri demokrasi mücadelesi adına. Güler Hanım söyleyin bana, bir ülkede halk sistemden memnun ise siz kalkıp sivil örgütlere100 bin dolar vererek devrim yapabilir misiniz, 100 bin dolarla devrim mi olur? Soros demokrasi olmayan toplumlarda-diktatörlere karşı, zordaki halka destek veriyor, kalanı komplo teoroisi...' Sayın Muhammed Salih, Ankara'nın bölge politikaları belirlenirken yeterince etkin-söz sahibi olmamasından şikayetçi ki bence de çok haklı. Muhammed Salih, Özbekistan'ı terk etmek zorunda kaldığı vakit, bir süre Ebulfez Elçibey'in misafiri olarak kaldıktan sonra, Türkiye'ye yerleşmişti. Ama daha sonra Türkiye malum nedenlerden ötürü Muhammed Salih'i ülkeyi terke zorladı. Muhammed Salih, önce Norveç'te, bugün de Almanya'da yaşıyor ve rahatlıkla Amerika'ya gidebiliyor ama Türkiye'ye gelemiyor, bu bizimki nasıl bir dış politika algısıdır sizce? Etrafımızdaki tüm taşlar oynamaya başladı, kartlar yeniden dağıtılıyor, çok taraflı-çok odaklı politikalarla belirleyici olmaz isek... Noktaları siz doldurun ey okur. Kaynak Güler Kömürcü |

