ADOT is a non-profit organization with a vision to promote the Turkish heritage, history, culture, art, business, job and political alliance and help the Turkish-American community adapt to life in the United States, and to defend the civil rights of Turks against defamation during their life in America.
Bu organizasyon; 25'e yakın Türk akademisyen, mühendis, doktor ve işadamlarının biraraya gelmesiyle kurulmustur. Bu organizasyonun amacı Amerikada yaşayan tüm Türklerin ve Türk dostlarının arasında iletişim ağını kurarak Amerikadaki ve dünyadaki tüm Türk ve Türk dostu dernekler ve organizasyonlar arasında ki dayanışmayı ve işbirliğini sağlamaktır. "Dünya üzerindeki tüm Türkleri Türk düşmanlığına karşı mücadele etmek ve tek bir güç olmak için bu organizasyon çatısı altında toplanmaya veya işbirliğine ve en önemlisi gelecek nesillerimizin güvenliği için göreve cağırıyoruz. Türk düşmanlığıyla mücadele etmek her Türk'ün görevidir"| İran ve ABD Arasında Yaşanan Euro&Dolar Savaşı ve Türkiye |
|
İran ve ABD Arasında Yaşanan Euro&Dolar Savaşı ve Türkiye Para Dergisi’nden Erkan Kızılocak derginin 23-29 Aralık 2007 tarihleri arasında yayınlanan 156. sayısında “İran ve ABD arasında yaşanan Euro&Dolar Savaşı” ile ilgili olarak TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN ile bir röpörtaj yayınlamıştır. TÜRKSAM Başkanı’nın bu sorulara verdiği cevapları aşağıda okuyabilirsiniz. Para Dergisi: Dünya üzerinde rezerv parasını dolardan başka bir para birimine kaydırmak isteyen hangi ülkeler ya da bölgeler veya kuruluşlar var? Somut olarak henüz geçmemiş olsalar bile geçmesi muhtemel yerler nereleri? Kaç yıl içinde böyle bir gelişme bekliyorsunuz? Sinan OĞAN: Bildiğiniz gibi dünya üzerindeki rezerv paraların yaklaşık 3/2’si dolar ile tutulmaktadır. Başta petrol olmak üzere önemli hammaddelerin satış birimi, yine ticaret ve yatırımların önemli bir kısmı Amerikan Doları ile hesaplanmakta ve yapılmaktadır. Burada bir parantez açarak şunu da belirtmek isterim ki, ülkemizde devlet eliyle yapılan ihalelerde bile Türk Lirası yerine Amerikan Doları ile yapılmaktadır. (TMSF’nin son ihalesinde olduğu gibi). Konumuza dönecek olursak, dünya üzerinde Amerikan Dolarından kaçış ve Euro’ya geçme çabaları (AB’yi saymazsak) ekonomik olduğu kadar ve hatta ondan daha fazla politik bir girişimdir. Bu çaba içerisinde olan ülkelerin en önemlileri olarak İran, Rusya ve Çin’i sayabiliriz. Bunların dışındaki ülkelerin zaten dolar ve/veya euro kullanmalarının küresel anlamda bu para birimlerinin gücüne fazla tesir etmez. Bir de tabi Latin Amerika ülkeleri ve buralarda başlayan Amerikan karşıtlığı var. Ancak bu tamamıyla ayrı bir tartışmanın konusudur. İran’dan farklı olarak Rusya ve Çin’in doları hemen terketmesi beklenmemektedir. Bu ülkeler daha yumuşak ve kademeli geçişten yanadır. Zira daha ekonomik kalkınma aşamasında olan bu ülkelerin kendisi de ABD ekonomisine önemli ölçüde bağlıdır. ABD ekonomisindeki bir çalkalanmadan en çok etkilenebilecek ülkelerin başında da Rusya ve Çin gibi ülkeler gelmektedir. Mesela başta Türkiye olmak üzere bir çok ülkenin turizm gibi alanlarda Euro’ya geçmesi Rusya’da Euro’ya geçişe tesir etmiştir. Para Dergisi: Euro/dolar paritesi önümüzdeki dönem hangi noktaya varır? Bu dünya ekonomisini nasıl etkiler? Sinan OĞAN: Paritede ani iniş ve çıkışlar beklemiyorum. Ancak makasın da istikrarlı bir şekilde açılacağı beklentisindeyim. Dolardan kaçış ve Euro’ya geçiş devam ettiği sürece paritedeki fark da açılmaya devam edecektir. ABD hala dünyanın en büyük ekonomik ve askeri gücüdür. Hem de önemli bir açık ara farkıyla. Dolayısıyla önümüzdeki 10 yıl içinde çok olağanüstü bir durum ortaya çıkmaz ise (İran savaşı veya küresel doğal felaket ve ekonomik kriz gibi) dünya ekonomisi bu istikrarlı geçişe kendisini hazırlayacak ve ayarlayacaktır. Para Dergisi: Sizce dolar sistemi çöküyor mu? Sinan OĞAN: Dolar sisteminin çöktüğünü söylemek için vakit henüz çok erken. Yukarıda da ifade ettiğim gibi bu geçişler biraz da politik ihtiyaçlardan kaynaklanmaktadır. Mevcut Bush yönetiminin dünyayı tek başına ve kimseye sormadan yönetme arzusu ve bunun göz önünde olan sonuçları Amerikan Dolarından kaçışta etkili olmuştur. 2008 yılında Amerika’da yapılacak seçimlerde muhtemelen Demokratlar iktidara gelecektir ve bu iktidarın en önemli görevlerinden birisi dünyada ABD’ye olan güne ortamını yeniden tesis etmek olacaktır. Demokratlar bunu başarırsa dolar bir süre daha rezerv para olma üstünlüğünü sürdürecektir. Aksi takdirde dolardaki çözülme devam edecektir. Ama bu çözülmenin kısa sürede tamamlanabilmesi pek ihtimal dahilinde değildir. Zira başta OPEC gibi enerji kuruluşları ile IMF ve Dünya Bankası gibi finansal kuruluşlar halen ABD’nin etkisindedir ve bu kuruluşların Doları yakın zamanda tereketmesi pek beklenmemektedir. Para Dergisi: ABD'nin bu çöküş karşısında tavrı ne olur? Sinan OĞAN: ABD’nin Irak’a saldırma gerekçeleri arasında (resmen ilan edilmese de) bildiğiniz gibi bu ülkenin Kasım 2000 yılında petrol ihracatını Euro ile yapma kararı da vardı. Bugün benzer durum İran ile de yaşanmak üzeredir. ABD’nin İran’a saldırı hazırlığının sebeplerinden birisi de İran’ın ABD’yi ekonomik olarak hedef almasıdır. ABD’nin tavrı yukarıda da ifade ettiğim gibi Demokratların Bush politikalarını sürdürüp sürdürmeme tavrına bağlı olacaktır. Ancak şu bir gerçek ki, ABD’nin yumuşak karnının Dolar olduğu artık onun rakipleri tarafından kavranmış durumdadır. Para Dergisi: Global para savaşı yeni bir para birimi ortaya çıkartır mı? Sinan OĞAN: Küresel finans piyasaları açıktan yürütülecek bir global para savaşını kaldırabilecek durumda değil. Artan petrol fiyatlarıyla zaten kırılgan hale gelen dünya piyasalarının açıktan yürütülecek bir savaşa tepkisi tahmin edilemeyecek neticelere varabilir. Bu sebeple de (İran hariç) bu savaşı yürüten ülkeler hepimizin aynı gemide olduğumuzun farkındalar ve bu savaş ile bir küresel ekonomik krizi tetiklemek istemeyeceklerdir. Zira bundan herkesin zararlı çıkacağı çok açıktır. Yeni bir para birimi ortaya çıkmaz. Dolar zayıflarken Euro giderek güçlenir. Rusya’nın Ruble’yi güçlendirme çabaları var. Bunun için de elindeki enerji kaynaklarını kullanmaya çalışıyor. Bunu belki Çin ve Hindistan gibi ülkeler izleyebilir ama bu gelişmeler küresel düzeyde bir değişime sebep olmaz. Kaynak Erkan Kızılocak |

